kuzbağı kasabası
  REŞADİYE BELDELERİNİN TARİHÇESİ
 
REŞADİYE KASABALARI Hasanşeyh Kasabası 3 TOKAT-Reşadiye-Hasanşeyh; XI. yüzyıldan itibaren Anadolu`nun Türkleşmesi ile Orta Asya ve Azerbaycan taraflarından (1075-1085) tarihleri arasında gelen Karaöylü veya Karlı Oymağı: Karaevli veya Karaçadırlı anlamına gelen bu oymaklardan, bir boyu Şebinkarahisar`ın Bige, Köpekli, Karaköy, Kezanç, Kuzgeçe ve havalisine, diğer boyları da Erbaa, Niksar, İskefsir (Reşadiye), Çarşamba, Fatsa, Ünye ve Tokat yörelerine yerleşmişlerdir. İskefsir (Reşadiye) yöresine gelen Türklerden küçük bir topluluğun, kasabanın bulunduğu yere yerleşmesi ve daha sonraları kasaba bölgesinde bulunan Kızılpınar ve Mohus mezralarından gelenlerinde yerleşmeleri sonucunda buraya "Tekke Köyü" adını vermişlerdir. Tekke Köyü, eski tarihlerde Şebinkarahisar`a bağlı İskefsir (Reşadiye) kazası içinde görülmektedir. XII. yüz yılda Horasan`dan gelen Melik Gazi`nin Uç Beylerinden olan Hasan Gazi`nin Rumlar üzerine seferleri sırasında o gün itibariyle stratejik öneme haiz olan ve Niksar, Başçiftlik, Hasanşeyh, Mesudiye ve Şebinkarahisar güzergahını takip eden ipek yolu güzergahında bulunan Tekke Köyüne yerleşmesi üzerine köyün adı "Şeyh Hasan Tekkesi" olarak değişmiştir. Şeyh Hasan (Hasan Gazi) Türbesi; Hasanşeyh Kasabası Hasangazi Mahallesi Mezarlığında bulunmaktadır. Hasanşeyh Köyünün ismi, “… Arşif Tımar Defteri No. 1019 tarihi 1143 Tımar Sahibi Ömer … Ali Emiri tasnifi 1 nolu Ahkam Defteri 39. sahifesinde numara 783, tarih 1158 sayılı yazıda Kariyei Tekke Büzrük (Büyük Tekke) Cevdet tasnifi evkaf numarası 1581, tarih 1221 İskefsir Kazasına tabi Şeyh Hasan Tekkesi…” olarak geçmektedir. Evliya ÇELEBİ`de ünlü eseri Seyahatnamesinde "Buradan sonra dört saat mamur köyler içinde yol aldık. Tekke köyü Esfekser Kasabası toprağında, yüz evli, bir camili zeamet köydür" demektedir. Hasanşeyh Köyünde Belediye Kurulması Danıştay 3`üncü Dairesinin 29/05/1971 tarih ve Esas No: 1971/343, Karar No: 1971/325 sayılı kararı üzerine 1580 sayılı Kanun`un 7469 sayılı Kanunla değişik 7`inci maddesine göre 11 Ağustos 1971 tarih ve 9712 sayılı Kararla uygun görülmüş ve Hasanşeyh Belediyesi 12/06/1972 tarihinden itibaren faaliyetine başlamıştır. 22 Ekim 2000 tarihinde yapılan nüfus sayımı sonuçlarına göre Gündoğan, Keçiköy ve Uluköy Köylerinin, Gündoğan, Keçikköy ve Uluköy Mahallesi adları altında belediyemize bağlanmasıyla 7165 nüfusa sahip olan Hasanşeyh`te; halkın geçim kaynağı tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Tarım ürünleri olarak başta tahıl ürünleri, patates, az miktarda sebze ve meyve yetiştirilmektedir. Tarım ürünlerinin verim oranı normal olup, halk ancak kendi ihtiyacını karşılayabilecek kadar üretebilmektedir. Kasaba arazisi hayvancılık için elverişli olmasına rağmen son yıllarda küçükbaş hayvan (Koyun) sayısında büyük bir azalma olmuştur. Büyükbaş hayvan olarak sığır ve manda yetiştirilmekte olup, az miktarda arıcılık yapılmaktadır. Hasanşeyh Kasabasında okuma yazma oranı % 98 civarında olup, kasaba halkının büyük çoğunluğu gurbette Ankara ve İstanbul`da yaşamakta, yaz aylarında tatil için kasabaya gelmektedir. 4 Bozçalı Kasabası 3 İlçenin kuzey-batısında, ilçe merkezine 26 km. mesafede oldukça büyük bir kasabadır. Tokat-Ordu sınırının en son yerleşim birimidir. Rakımı 1350 olan Bozcalı'da 1012 hanede 4955 nüfus yaşamaktadır. Bu da gösteriyor ki, Bozcalı, Reşadiye'nin en büyük kasabasıdır. Belediye örgütünün 1972 yılında kurulduğu Bozcalı Kasabasında göç olgusu, diğer yerlere göre son derece azdır. Yurt dışında da fazla bir nüfusu olmayan Bozcalılılar'ın toplu olarak yaşadığı yerlerden birisi de Tokat'tır. Okumaya büyük önem veren Bozcalı'da okuma-yazma oranı % 90'dır. Bozcalı'nın ne zaman kurulduğuna dair elimizde kesin veriler yoktur. Bir söylentiye göre, köy halkı 1699 yıllarında Ankara'nın Haymana ilçesinden gelerek bu köyü kurmuşlardır. İlk gelenler, köyün, Babuç, Alanbaşı (Evcikici), Geyik Yatağı, Taşlıseki mevkiine yerleşmişlerdir. Burada küçük mezralar oluşturan köylü, daha sonra çete korkusu yüzünden 1750 yıllarında köyün bugünkü yerine taşınmıştır. Kasabanın adı ile ilgili söylentiler de çeşitlidir. Halkın daha çok " Bohçalı " şeklinde telaffuz ettiği Bozcalı adı ile ilgili iki söylenti mevcuttur. Bunlardan birincisi şöyledir: Bozcalı halkı Niksar'da kurulan pazara bohça ile gidip geldiğinden, buraya da "bohçası olan" anlamına gelen Bohçalı denmiş, bu söz zamanla Bozcalı biçimine dönüşmüştür. İkinci söylenti de şöyledir: Yavuz Sultan Selim'in Trabzon'dan İstanbul'a dönerken burada konakladığı, kendisine sorulduğunda, "Şu boz çalılıkta çadır kurun" dediği söylentisi yaygındır. Bu söylentiye göre de Bozcalı adı buradan gelmektedir. Evliya Çelebi de Erzurum'a gederken buradan geçmiş, köyün mamur (düzenli) bir yer olduğunu söylemiştir. Bozcalı ekonomisi halıcılık, tarım ve hayvancılığa dayanır. Kasabanın en önemli geçim kaynaklarının başında halıcılık gelmektedir. Bugün 450 tezgahta, yaklaşık 3000 m² Hereke cinsi halı dokunmakta, bu da ekonomik hayata büyük canlılık katmaktadır. Bozcalı'nın ekonomik hayatının önemli kollarından birisi de hayvancılıktır. Ancak, son yıllarda yetiştirilen hayvan sayısında önemli bir azalma olmuştur. İklimi, toprak yapısı, doğası, topraklarının genişliği gibi hayvan yetiştirmeye son derece elverişli Bozcalı'da hayvan sayısının giderek azalması gerçekten üzülecek bir durumdur. Küçükbaş hayvan sayısının 4500, büyükbaş hayvan sayısının da 1500 civarındadır. 4 Bereketli Kasabası 3 Bereketli hakkındaki güvenilir bilgilere ulaşmak için Reşadiye ve Mesudiye tarihinin birlikte incelenmesi gerekmektedir. Çünkü bu iki ilçenin tarihi, kaynaklarda ortak bulunmaktadır. Aşağıdaki yazıda Osmanlı öncesi ve sonrası tarihle birlikte, İSKEFSUR un merkezinin Reşadiye olarak nasıl ve neden değiştirildiği de anlatılmaktadır. Tokat ili Reşadiye ilçesinin Bereketli bucağına bağlı Başçiftlik köyünün Niksar ilçesinin merkez bucağına bağlanması başlıklı belge, devlet arşivlerinde yer almaktadır. 31/5/1951 tarihli 24390 sayılı ve yer no: 224.21..8. Evliya Çelebi, ünlü eseri Seyahatname’sinde (Hicri 1058 Miladi 1638) şöyle demektedir: “Buradan sonra dört saat mamur köyler içinde yol aldık. İSKEFSUR kasabası toprağında yüz evli, bir camili zeamet köyüdür.” (Seyahatname cilt 2, sf.538) 4 Büşürüm Kasabası 3 İlçenin Kuzeybatı Yönünde, ilçeye 26 km mesafede bir beldedir. Büşürüm 10 mezra 3 mahelleden oluşmuş bir beldedir. Bunlar: 1- Merkez Mahallesi : Eskiköy, Ömerli, Tepedibi 2- Cumhuriyet Mahallesİ: Yenice, Altıntaş, Aşağıhayat ,Karagelin 3- Yeşilvadi Mahallesi : Akpınar, Argun,Çatak Toplam yüzölçümü 31261 dekar (31261000 M2) dir. Resmi nüfusu 2395 olmasına rağmen gerçek nüfus 5000-6000 arasındadır. Ne zaman kurulduğu kesin bilinmeyen ancak geçmişi 500-600 yılı öncesine kadar inen beldenin adıyla ilgili en önemli söylentiler şu şekildedir. 1 - Beldede yıllar önce yaşayan Beş Rum ailesinin yaşadığı ve buraya beş rum diye hitab edildiği zamanla " Büşürüm"e dönüştüğü, 2 - Diğer bir varsayım kelimenin yapısından doğmaktadır. Şöyle ki : “Büşürüm” kelimesi Reşadiye yöre ağız özelliğine tümüyle uymaktadır. Özellikle bu yörede “bişirmek” kelimesi “büşürmek” biçiminde söylenir. Yine bir “pişirimlik” unum kalmadı yerine bir “büşürümlük” unun kalmadı örneklerinde olduğu gibi “pişirim” kelimesi “Büşürüm” biçiminde söylenmektedir. Buda gösteriyor ki “Büşürüm” adı “pişirim” kelimesinin “Büşürüm” biçimindeki telaffuzundan başka bir şey değildir. 3 - Diğer bir rivayete göre Büşürüm'ün kelime anlamı tavan arası olduğu söylenmektedir. Beldenin yerleşim yerinin çok yüksek olması (1450 mt) nedeniyle gökyüzü ile yeryüzü arasındaki yer anlamına gelmektedir. Büşürüm beldesinin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır. Susuz tarım yapılan beldede genelde buğday, arpa, fiğ, ve patetes ekimi yapılır. Ekonominin diğer bir koluda hayvancılıktır. Koyun ve sığır yetiştirilir. Reşadiye yöresinin en önemli folklor potansiyelini oluşturan bir beldedir Reşadiye folklörünün en büyük ismi Çakır Usta bu beldede dir. Büşürüm Karaçam ormanlarının eteğinde kurulmuştur. Akpınar Yaylası, Güvercin Pınarı, Ketenlik Kayaları, Hasançayırı, Kayabaşı, Batak Göl, Abu Deliği, Isırganlı Kayası, Tepedibi Evliyası, Züriyetdibi Evliyası, Akratlı Yazı,ve Çiçekli Odası Büşürüm’üm gezmeye ve görülmeye değer yerleridir. Elektiriği, içme suyu sıtabilize yolu sağlık ocağı otomatik telefonu, türkceel şebekesi, ilköğretim okulu, olan beldede okuma yazma oranı … dir. 4 Soğukpınar Kasabası 3 Ilçenin güneybatisinda bulunan ve merkeze uzakligi 3 ila 4 km olan sogukpinar’in tarihi 300-400 sene öncesine dayanir. Köyde eski çaglarda Ermeni ve Rumlarin yasadigi Kilise Beleni, Gavur Kalesi isimlerinden ve bazi bölgelerde çikan küp, çanak vb. kalintilardan anlasilmaktadir.XII. (12.) yüzyilda Danisment Ogullari (Selçuklular) döneminde Seyh Yakub’a koyun arazisi vakif olarak verilmis simdiki Cevizlik Mahallesi ve civarinin bögürtlen dikeni ve bataklik oldu söylenmektedir. Köyün kurucu aileleri; Imamlar, Yaguplar, Eldivenliler, Mehtergil, Demirciler, Dervisgiller, Civanlar, Asurgil, Uzan Aliogullari, Melhemliler, ahmutgillerdir. (Bu ailelerin yeni soy isimleri ve köye yeni katilan ailelerin listesi yazimizin en sonunda bulunmaktadir.) Resadiye’nin ilk kaza oldugu 1906-1958 arasi Resadiye Belediyesine bagli bir mahalle iken 1958’den sonra köy, 1999’dan sonra belde statüsüne kavusmustur. Sogukpinar, Kelkit Vadisinin güneyinde kuz denilen ormanlik bir tepenin eteginde engebeli bir arazi üzerine kurulmustur. Arazinin engebeli olmasinin nedeni zaman içerisinde meydana gelen toprak kaymalaridir. Sogukpinar’in arazisini sulayan Resit Deresi ile dere yatagi civarinda ve belde içinde bulunan pinarlari vardir. Içimi güzel oldugundan köy adini bu pinarlardan almistir. Tarim ve hayvanciligin yaninda aricilik da yapilmaktadir. Dogal yapisi bakimindan oldukça güzel olan Sogukpinar’in güneyinden geçen yol üzerinde mese ve daha yukarilara çiktikça çam ve gürgen agaçlariyla örtülü ormanlik alanlar vardir. Çatalkaya adiyla bilinen bir de selalesi vardir. Selale bahar aylarinda cosarken yaz mevsimine dogru suyu azalir. Telik ebe, Sati ebe, Emine, Dudu kadin, Zahime ebe, Alime, Asik Cemal, Balcioglu sadullah, Mustafa sehzade, Melhemogullari dönemlerinde kavun, karpuz, salatalik, domates ve fasulye yetistirirlerdi. O çok tatli kavun ve karpuzlari kazadaki insanlar tarafindan aranilir olmustur. Köyün sulama kanali ve havuzu yapilmis fakat sebzecilik eski önemini kaybetmistir. Belde de okuma yazma orani oldukça yüksektir. Nüfusun çogunlugu Istanbul’da ikamet etmekte ancak her sene emekli olup Sogukpinar’a tasinanlarin sayisi artmaktadir. 4 Kuzbağı Kasabası 3 Kuzbağı Beldesi Türklerin Anadoluya girmesinden sonra kurulan Danişmentliler zamanında Türmen ve Avşar boylarının Niksar-Reşadiye çevresine yerleşmesi sırasında Delice çayı kenarına kurulan bir yerleşim yeridir. Sırayla Danişmentliler,Selçuklular ve Osmanlı devleti sınırları içersinde kalmıştır. Osmanlılar zamanında Erzurum eyaletine bağlı Şebinkarahisar sancağının bir köyüdür. Belde olarak ele alırsak komşu Akdoğmuş,Doğantepe.Nebişeyh köylerine uzanan cizgiden Güneydoğu Bölgesi Amasya Eyaletine bağlı Kuzey ve Doğu kısmı ise Erzuruma bağlıdır Not : Belgeler camii Vakfiyeleri ,Köy hudutnameleri ve salma kayıtları bulunmaktadır. Eski kayıtlardaki ismi Kozbağıdır ( Ceviz bağı ) 1840 yılı sonrası ismi Kuzbağı 8 Kezeyde bağ ) olarak geçmektedir.8 İskefsir içesine sonradan bağlanmıştır. ) Kuzbağılı olan Ömer Paşa 1731 Yanıkkale kuşatmasında yeniçeri ağası olarak İsmi geçen Ömer Paşa dır. Ömer Paşanın mezarı Kuzbağında bulunmaktadır.Kurmuş olduğu Vakıfta Belde Hudutları dahi belirtilmiştir. 4 Kızılcaören Kasabası 3 Kızılcaören, Reşadiye’nin kuzeydoğu istikametinde, 23 km. uzaklıkta ve 1500 m. yükseklikte eski, büyük köylerden biridir. Tahminen 350-400 yıllık belki daha da eski bir köy olup İskefsür mıntıkasındadır, 1976'da belediye olmuştur. Bazı rivayetlere göre, Kızılcaören’in kurucuları Haymana tarafından hayvan otlatmak için bu mıntıkaya gelmiş üç kardeştir. Sürülerini Deve Çayırlarına salan üç kardeşin birer de develeri varmış. Develeri üç ayrı yöne doğru gitmiş ve uygun buldukları yerlere yatmışlar. Üç deveden Baydevenin sahibi devesinin yattığı yer olan Baydarlıyı, Tanış devenin sahibi Danişmend’i, Kızıldevenin sahibi de Kızılcaöreni yurt edinmiş ve bu üç köy böyle kurulmuştur. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde, Prof.Dr.Ali Rıza Atasoy’un Reşadiye İlçesi adlı kitabında; Kızılcaören'in, Osmanlı ordusunun doğu seferinin geçiş yolu üzerinde olduğu ve İskefsür mıntıkasındaki birçok yerleşim birimi gibi konaklama ve lojistik ikmal yapma yeri olarak bu bölgeyi tercih ettiği biliniyor, diye yazılmaktadır. Kızılcaören Kasabası 180 haneli ve 3912 nüfuslu(Son Nüfus Sayimina Gore) bir yerleşim birimidir. Kuzey, doğu ve batı tarafları geniş çayırlıklar, güney tarafı Kalecik adı verilen çam ormanlarıyla kaplıdır. Kasabadan göç edenler Ankara, İstanbul, Tokat gibi illerde birer mahalle oluşturabilecek sayıya ulaşmıştır. Kızılcaören Kasabasının iki ayrı mahallesi bulunmaktadır. Bunlardan Atatürk (Karabalcık) Mahallesi, kasabanın batısında 500 m. uzaklıkta ve Reşadiye yolu üzerindedir. Gökçe Süleymanlı Köyünden gelip Kızılcaören’e yerleşmişler ve Karabalçığı da güzle olarak kullanmaya başlamışlardır. Bilahare birkaç hanede güzleyi esas yurt olarak kabul etmiş ve burada yerleşmişlerdir. Diğer mahallesi Ağılyanı ise Kızılcaören’in kuzeyinde merkeze 1 .km. uzaklıkta 12 haneli toplam 248 nüfuslu bir yerleşim yeridir. Ağılyanı Mahallesi, Mısırlı sülalesi tarafından 85 yıl önce yazlık ve güzle olarak kullanılmıştır. Kızılcaören’in yerlisi olan Mısırlılar daha önce Kızılcaören’de otururlarmış. Osmanlı İmparatorluğu zamanında Mısır, Osmanlıların eyaleti iken dip dedelerinden birisi gençken Kahire’ye askere gitmiş. Askerlikten sonra oraya yerleşmiş. İki çocuğu olmuş. Birisi Kolağası subayı, diğeri de esnafmış. Kızılcaören’deki yakınları koleradan ölünce Mısırdakilerden birisi gelip Ağılyanına yerleşmiş. Soyadı kanunu çıkınca Mısırlı soyadını almışlar. Kasabanın kuzeybatı ve doğusuna doğru üç yönde geniş çayırlar yer almakta, kalan kısmında da buğday, arpa, fiğ, patates, gibi yetiştirilmektedir. Hayvancılık alanında ise koyun ve sığır gibi büyük ve küçükbaş hayvan besiciliği yapılmaktadır. Kızılcaören Kasabası, tipik tarihi evleri, ormanı, yaylaları, çayırları, suları, gölleri, dereleri, tepeleri, dağları, havası, insanı, evcil ve yabani hayvanları ile bir tabiat harikasıdır Bu tabii güzellikler şöyle sıralanabilir. Kurt Gölü, Melik çayırı, Deve çayırları, Menekşe Pınarı, İnekalanı Yaylası, Turnalık, Karapınar, Yazlık, Yukarıdere ve Boncuk Tepesi’dir. Kızılcaören’in sağlık ocağı, İlköğretim okulu, ve halk kütüphanesi vardır. 1964 yılında açılmış olan Kütüphanede 8000’i aşkın eseriyle bir kültür hazinesi olup çevre köyleriyle birlikte merkez Kızılcaören’in kültürel ihtiyacını gidermektedir. Kasaba ile Reşadiye arası ulaşım asfalt yoldan sağlanmaktadır. Kasabanın okulu Cumhuriyetten önce var olup tarihi miladi 1742 (hicri 1155 ) yılına dayanır. Prof.Dr. Ali Rıza Atasoy’un Reşadiye Halk Kitabının 652.sayfasında “okulun cami ile bitişik olduğu, bir imamı, bir katibi, bir müderrisi, iki müezzini, bir nazırı, iki nefer su yolcusu, haftada iki cüz Kur’an okuyan bir sübyan mektebi ve gelirini toplamaya memur iki tahsildardan ibaret bir heyetin bulunduğu; ayrıca camiin tamir ve bakımı için de tahsisatının bulunduğu kaydedilmektedir. Reşadiye’de önceleri kurulan Çermik Derisi'nin geliri ile Selemen Pazarının rüsumu, caminin ve Sıbyan Mektebiidadisı ile rüşdiyenin masraflarını karşılamak üzere padişah fermanından bahsedilmektedir. Reşadiye’nin kurulması ile panayır kaldırılmış, köy kanunu çıkması ile de Selemen Pazarı Demircili Köyü hudutları içinde kaldığından pazarın rüsumu Demircili Köyüne devredilmiştir. Kızlıcaören’deki halkın okuma-yazma durumu yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı gibi Cumhuriyet'ten önceye dayanır. Kızılcaören cami ve okul vakfı yalnız köy halkına değil çevreye de öncülük etmiştir. Feselek (Çamlıkaya), Fereske (Çambalı), Çakırlı, Eymür, Fındıcak (Çınarcık), Yağsiyan, Kuyucak, Danişmend, Konak ve Baydarlı köylerinden de öğrenci okumuştur. Bu yüzden köyde okuma-yazma sorunu yoktur. Cumhuriyet’in ilanıyla sıbyan mektebi ilkokula çevrilmiş, bir zaman üç sınıf, daha sonra beş sınıf olarak devam etmiştir. 1945’de yeni okul yapılmış, öğretime bu okulda devam edilmiştir. Halen mevcut okul da 1993 yılında ilköğretim okuluna dönüştürülmüştür. Kasabanın kaynak suları; Kibaroğlu Gözü, Yangın Halil, Tiryakioğlu, Zıngıroğlu ve Menekşe Pınarıdır. Susaklıca’da Taştekne mevkiinde çamlar, yabani naneler ve doğal tereler arasında çıkan menba suyu da soğuk ve pek sağlıklıdır. Ayrıca Ağılyanı Mahallesinde Kaynar Pınar, Karaoğlanın Gözü gibi kaynaklar da mevcuttur. Kurt Gölü, kasabanın güneybatısındadır, ve etrafı çam ormanları ile çevrilidir. Kancaalanı civarında Küçük İskender Gölü, Karabalçık mevkiinin güneyinde Mehmet Bey Sazlığı, Tatarlı mevkiinde Tatarlı Gölü vardır. İnekalanı Yaylası, kasabaya bir saat uzaklıkta ve doğusundadır. Haziran’ın ortalarında buraya göçerek bir ay kalırlar. Eskiden buraya birkaç köy beraber göçerlerdi. Bazıları şimdi terketmiştir. Yaylanın Ortaoluk ve Çillice denilen iki çeşmesi soğuk ve berrak sularıyla yaylaya hayat verir. 4 Cimitekke Kasabası 3 Reşadiye'nin kuzeyinde, merkeze 26 Km uzaklıkta bir kasabadır. 550 hanelik kasabada halen 4087 kişi yaşamaktadır. Köyün tarihi hakkında kesin bir şey bilinmemekle birlikte, çok eskilere dayandığı rivayet edilmektedir. Bunun en önemli kanıtı da köy çevresinde sıkça görülen ve hemen hepsi çok eskilere dayanan mezar kalıntılarıdır. Köy şimdiki yerine yerleşmeden önce bir kaç kez yer değiştirmiştir. Köyün şimdiki yerinin güneydoğusunda kalan "Eski Köy" denilen yere gittikleri, sonra bir kısmının geri geldiği söylenmektedir. Ekonomisi daha çok hayvancılığı dayanan Cimitekke'de tarım da ekonominin önemli bir koludur. 3000 koyun, 500 büyükbaş hayvan vardır. Daha çok buğday, arpa ve patates ekimi yapılan köyde sulu tarın yapılmamaktadır. Köyün elektriği, içme suyu, kanalizasyonu, telefonu, sağlık evi, köy konağı vardır. Okuma yazma oranı … olan Cimitekke'de beş derslik bir ilkokul vardır. Öğrenci sayısı ise 70 civarındadır. 4 Nebişeyh Kasabası 3 İlçe merkezinin kuzeyinde 16 km uzaklılıkta yer alan Nebişeyh Kasabasında 400 hane 3001 nüfus vardır.Çal dağının batı eteğinde kurulmuş Nebişeyh beldesinin tarihi hakkında kesin bir bilgi yoktur.Kasabadakilere göre beldeye adını veren Nebişeyh Melik şahın uç beylerindendir.Nebişeyh’in Mezarı Karahamza mevkiinde bulunmaktadır.Hale belde halkı tarafından ziyaret edilmekte ve korunmaktadır.Ayrıca evliya olarak ta sayılmaktadır.Ancak Beldenin şimdiki yerleşim yeri Nebişeyh’in bulunduğu yerin Güneyinden 3-4 km uzaktadır. Çevre köylere göre olgusunun az olduğu Nebişeyh’te gelenek ve göreneklere aşırı bir bağlılık vardır. KASABADAKİ TARİHİ ESERLER:Köyde tarihi eser Karahamzalı güzle mezrası olarak adlandırılan mevkide köy kurucusu Nebişeyhinin mezarı vardır. TARİHTE KASABADA YAŞANAN ÖNEMLİ TOPLUMSAL SOSYAL VE SİYASİ OLAYLAR: Kasabamız 1939 yılında meydana Erzincan depreminden tamamen yıkılmış ve yaklaşık 100 kişi hayatını kaybetmiştir. KASABANIN YERİ VE SINIRLARI:Beldenin Kuzeyinde Hebüllü ,Keteniği köyleri ,Doğusunda Dumanlı tepesinden Güneye doğru İbrahimşeyh köyü,Güney Doğusunda Doğantepe köyü ,güneyinde Kaşpınar köyü,Batısında Kapaklı Köyü,Kuzey batısında ise Taşlıca köyü vardır.Dumanlı tepesi,Çal tepesi ,Tavşan tepesi ,Baydarlı,Hasanşeyh grup yolu İnkaya mevkii ve harmankaya,Muğamçukuru,Almadibi mevkileri mevcuttur. KASABANIN MAHALLE VE MEZRALARI:Kasaba üç mahalleden teşekküldür.Caferoğlu, Hürriyet ve Emirşeyh mahalleleri ve ayrıca Karahamza ve Güzle Mezraları vardır. 4 Çevrecik Kasabası 3 İlçenin kuzeybatısında.16 km. mesafedeki Çevrecik Kasabası, Öte, Dere, Dursunlu, Duraklı, İsmailli, Pıstıllar ve Çelebi olmak üzere 7 mezradan İbarettir. Kasaba olduktan sonra ise Cumhuriyet, İnönü ve Atatürk mahallelerinden teşekkül etmiştir. Hane sayısının 150 olduğu Çevrecik Kasabası’nın nüfusu 2.844(2000 Sayımı) Çevrecik Kasabası’nın ne zaman kurulduğu kesinlikle bilinmemekle birlikte çok eski bir yerleşim birimi olduğu söylenir. İlk kuran kişinin de Erbaa'dan gelerek burayı mesken tutan Keçecioğullarından Çıpan Hasan adında birisi olduğu söylenir. Köyün eski adı Tinyaba'dır. Çevrecik Kasabası’nın ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Suyu bol olmasına karşın, sulu tarım yapılamayan Çevrecik Köyünde en çok yetiştirilen ürünler, buğday, arpa, mısır ve fiğdir. Bahçe tarımı da yapılan köyde özellikle, fasulye, domates, lahana gibi ürünler yetiştirilmektedir. Göç olgusunun giderek aşındırdığı Çevrecik'te 500 küçükbaş, 1000 büyükbaş hayvan beslenir. Çevrecik ya da eski adıyla Tinyaba'yla özdeşleşen bir de Şemsi Kız türküsü vardır. Gerek sözleri, gerekse melodisiyle insanları hop hop hoplatan bu türküyle Çevrecik, ne kadar övünse azdır. Bu türkü söylenildiğinde, bir Reşadiyeli'nin kendisin! o atmosfere kaptırmaması, Tinyaba'nın taşları, cik cik öten kuşları, Şemsi Kızın saçlarını--, görmese de, hissetmemesi mümkün değildir. Otomatik telefonu, elektriği, stabilize yolu ve şebekeli içme suyu gibi alt yapı hizmetlerinin hayata geçirildiği Çevrecik Kasabası’nda özellikle son yıllarda başlayan ve durmadan devam eden göç olgusu Kasaba nüfusunun özellikle İstanbul'da odaklaşmasına neden olmuştur. Kasabadaki okuma-yazma oranı • düzeyindedir, ilköğretim okuluna dönüştürülen okulda halen 150 öğrenci öğrenim görmektedir 4 Baydarlı Kasabası 3 Kasabamız Orta Karadeniz'de TOKAT ili sınırları içerisinde REŞADİYE'ye bağlı ORDU ili sınırı ile bağlantılı bir yerleşim alanıdır. İlçeye olan uzaklığı 29 Km olup,1350 rakımındadır. Kasabamız sınırları Güneyden Kuzeye doğru 12 Km,Doğudan Batıya doğru 6 Km uzunluğunda olup,oldukça geniş bir coğrafi yapıya sahiptir.yerleşim alanı hafif meyilli Güneyi ahlatlı ovası Batısı akar sularla çevrili,Kuzeyi orman örtüsü ile kaplı şirin bir ANADOLU kenti görünümündedir. Bölgemiz tarih çağları HİTİT'lerin PERS'lerin İSKENDER, ROMA ve BİZANS imparatorluklarının hakimiyetinde kalmış. 1015'ten itibaren ANADOLU'ya başlayan TÜRK akınlarından sonra, 1071 MALAZGİRT Zaferi İle TÜRK toprağı olmuştur. BAYDARLI'nın da içinde bulunduğu bölge,Fetihten sonra ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİNE bağlı DANİŞMENTOĞLU beyliği sınırları içine alınmıştır. 1980 yılında Belediyesi Kurulmuştur. Kasabamızın İMAR planı 1986 yılında onaylanmış olup,İMAR sahası yaklaşık 4 Km' dir. Kasabamız içinde bulunan mevcut cadde ve sokakları ile alt yapısının • tamamlanmıştır. Deniz seviyesinden 1350 metre yükseklikte bulunan Baydarlı, hem kuruluş yeri itibariyle, hem doğasıyla, hem de suyu ve havasıyla Reşadiye'nin en güzel köşelerinden birisidir.Baydarlı'ya ilk olarak ve kimlerin geldiği, buraya o zamanlarda ne isim verildiği belli değildir. Baydarlı'nın şu andaki halkını oluşturan kabilelerin, yaklaşık 1750-1780 yılları civarında buraya yerleştiği anlaşılmaktadır. Ancak köyde bulunan Medrese Camii'nin kitabesinden de anlaşıldığı üzere, burada daha önce de bir yerleşim yeri vardır. Çünkü, buradan yetişip, İstanbul'a götürülen bir Kızlarağası tarafından yaptırılan Camideki kitabede, caminin yapılış tarihi olarak Rumi 1110 (Miladi 1694) yazılmaktadır. O tarihlerde burada yaşayanların soyundan Baydarlı'da şu anda yaşayan olup olmadığı bilinmemektedir. Çünkü, bugünkü Baydarlı'nın temeli, Kızılcaören Köyünden Prof.Dr. Ali Rıza Atasoy'un kitabından edinilen bilgilere göre 1750-1780 tarihleri arasında Baydarlı'ya gelip yerleşmiş değişik kabilelerin bir araya gelmesinden teşekkül etmiştir. 4 Demircili Kasabası 3 Timürcülü köyü bundan 600-650 yıl önce kurulmuştır.Reşadiye’nin kuzey doğusunda ve Delice ırmağına karışan bir dere civarında o zamanlar 70 haneli bir köy olup günümüzde 400 haneye yakın gösterişli yapıları ve düzgün yerleşkesi ile merkezi bir kasabadır. Deniz seviyesinden 1500 m kadar yüksektir.Fakat bir taraftan Selemen tarafındaki silsile ve bir taraftan da Canik dağları silsilesi buraları kuzey rüzgarları şiddetinden bir dereceye kadar muhafaza ederler.Köyün ilk kuruldğu yer,sık ve balta girmemiş ormanlarla kaplıdır.Karamanlar adıyla bilinen bir kabile bu orman içindeki su ve Dere kaynağının başına yerleşmişlerdir.Bu kabile demircilikle uğraştığı için yerleştikleri yerin adına Demircili adını vermişlerdir. Bu köyün halkı açık göz olup bir çoğu kış mevsimi gelmezden evvel eylül ayından itibaren çoluk ve çocuklarıyla birlikte karadeniz sahil köylerine dağılırlar.Oralarda kaldıkları kış müddetince bulundukları köylerin ticaretini inhisarları altına alarak ve amelelik ederek para kazanırlar.Bu husus bu köyde 300 den fazla at olduğundan katırcılıklada para kazanırlar.Keza koyunculuk ve sığırcılıkta yaparlar.Yaz gelince çoluk çocuklarıyla birlikte sahilin sıcağından kaçarak serin köylerine dönerler.Bu köy halkının bir kısmı Terme, Çarşamba, Ordu ve civarında yerleşerek mal vaya mülk ve arazi sahibi olmuşlardır. Günümüzde bu göç artık yavaş yavaş yerini ters göçe bırakmaktadır. Önceden Avrupa ülkelerine ve İstanbul’a gurbetçi vasfı ile giden birçok maddi durumu müsait Demircili’li memleketine en güzel yapılardan inşa etmekte ve baba ocaklarına ve doğdukları topraklara sahip çıkmaktadırlar. Halkının hemen hepsi temiz ve misafirferverdirler. Demircili’de vakti ile Molla Hasan Oğlu namı ile anılan oda sahibi bir zat Selemen pazarına uzak ve yakın köylerden gelenleri misafir ederek yedirip içirirmiş. Hala da uzak köylerden gelen pazarcılar ve yolcular Demircili’de misafir olarak erkence Selemen pazarına varırlar. Çolak Mehmet Ağa,Basmacı Dursun,Azamat Aslan,Eginin oğulları,Şakir ağa ogulları,Topal Kamil gibi ileri gelenleri ve söz anlayanları çoktur.Köyün ilk muhtarı Salih Efendidir. Demircili’nin deniz seviyesinden yüksek olması tarımı olumsuz yönde etkilemektedir.Ağır kış şartları,mevsimin uzun süreli olması gibi nedenlerden dolayı ekilebilen alanları azdır ve yeterli düzeyde değildir. Ancak günümüzde çayırlar denilen bölgede hala ekin ve buğdaycılık reşberliği devam etmektedir. Hala yakın geçmişten kalma kağnı arabaları ve kara sabanlar mevcuttur. Bu mevcudiyet tamamen ata emanetleri olarak muhafaza edilmektedir. Modern tarım a geçiş süreci ise hızla devam etmektedir. Demircili’de tarihe ışık tutabilecek bir takım yerler vardır. Bunlardan en önemlisi Kızıl Mağaradır. Demircili’nin kuzey batısında yer alır. Çalık tepesinin yamacında, Alkutlu mezarlık mevkiindedir. Demircili’ye yaklaşık 700 mt mesafededir.Efsaneye göre Kral savaş zamanlarında düşmandan korunmak için bu mağarada saklanırmış. Barış zamanlarında ise Kral'ın kızı burada gergef işlermiş. Demircili’nin kuzey batısından geçen, Meryem Ana adıyla anılan bir yol vardır.Bu yol Evliya Çelebinin Seyehatnamesinde anılmakta ve ticaret yolu olarak kullanılmaktadır.Bu yolun Erzuruma kadar uzandığı ve Kızıl mağara civarından geçtiği bilinmektedir. 4 Yolüstü Kasabası 3 Beldemiz Tokat Ili, Resadiye ilçesine bagli sirin bir kasabadir. Ilçeye 9 km mesafede olup, son nüfus sayimina göre Devlet Istatistik Enstitüsü’ nce onaylanmis 3644 nüfusu ve yaklasik 1700 seçmeni vardir. 1845 yili itibariyle civarda en kalabalik köy olup 81 nüfusu vardir. Belde olmadan önce ismi Megdün olup, bu ismin Makedonyalilar zamanindan geldigi rivayet edilmektedir. Köyün yani basindaki Kale’ nin burç kalintilari halen mevcut olup adinin Megadon Kalesi oldugu, ismini de bu kaleden aldigi, zamanla degiserek Megdün haline geldigi bilinmektedir. 1962 yilinda yerlesim birimlerinin isimlerinin Türk Dil Kurumu’ na uyumlu hale getirmek için Türkiye genelinde verilen bir kararla köyümüzün adi Yolüstü olarak degistirilmistir. Bölgede arazi bakimindan en genis alana sahip yerlesim birimidir. Kuzeyinde Bereketli Kasabasi, Taslica (Kotani) Köyü, Toklar (Gelyeme) Köyü, güneyinde Karatas, Bagdatli, Güvendik (Kovani) köyleri, Dogusunda Kapakli ve Güvendik Köyleri, batisinda ise Büsürüm, Yolyaka (Tilemse) köyleri ile sinir komsusudur. 1998 yilinda Bakanlar Kurulu Karari ile belediye olmasi kabul edilmis olup, Yolüstü Belediyesi adini almistir. Kale'den Kalan Görüntüler Bir baska deyisle Kasbanin tarihçesi ile ilgili kesin bilgi olmamakla birlikte söylentiler vardlr.Bilinen en eski adi "Megdün"dür. Kasbanin dogusunda ve kuzey batisinda da iki kale vardir.Kalenin birinde vurgunculukla geçinen Zalim Aga diger indeise tarimla geçinen Kalim Aga varmis .Zamanla devlet güçleri Zalim Aga' yi ortadan kaldirmislar. Anadolunun Türklesmesi sirasinda burayada insan largelerek" Körük- pinari adi verilen suyun basina yerlesmislerdir. Köyünkurulus uyla ilgili su rivayet anlatilir: Köyün dogusun daki kaleye"Ligalin" kalesidenirmis.içindede Ligalinisimli birisi yasarmis.Anadolunun Türklesmesi sirasinda Selçuklu Devleti'nin uç askerleri kaleyi sarmislar ve burada çok çetin savas-lar olmus.Kale Ligalin'den alinmis,ama komutanda sehit düsmüstür.Askerler komutanm nerede oldugunu birbirlerine sormaya baslam islar ve "Meger dün duru-yordu"demisler.Aramalar sonucu komutanlarini kalenin bati tarafinda sehit oldugunu görmüsler.Hemen oraya defnetmisler.'0 günden sonra da köyün ismi "Megerdün duruyordu"sözcügünün kisaltilmis olan"Megdün" biçiminde degisikligeugrayarak bugüne kadar söylenegelmistir.Cumhuriyet dönemin deise"Yolüstü" olarak degistirilmistir.Adl geçen kalede sehit düsen komutanin mezari köy halki tarafindan kutsalsayilmakta ve her dini bayramda köymezarligindan önce ziyaretedilmektedir. Bugün adi geçen kalelerden özellikle dogudaki kalede kesme taslardan olusan üç tane bedenvardir. Ayrica kale dolguözelligi gösterir ve höyük görünümünde-dir. Komutan`in Mezari Kale kasaba ihtiyar heyeti tarafindan korumaya almislardir Dogal güzellikleri arasmda Zinav Gölü görülmeye degerbir tektonik set gölüdür.Aynca Zinav Güzlesi,inkaya,Magarasi,Yenikale, Eskikale, Kiresbi,Ertepesi, Yuka-ngölköyün dogal güzellikleri arasinda yer alir. Yenikaleye sebekesuyu götürülmüs,Kasaba ihtiyar heyeti tarafmdan korumaya. almmis etrafi agaçlandirilmis tir.Tarihi yönüyle birlikte dogal güzelligi deolan bir piknik yeridir.iç ve dis göç'olgusunu en çok yasayankasabalardan biridir. Hemen hemen herevden yurt disin da bir yada bir kaç kisi.vardir. Ozellikle Istanbul'a göç oldukça fazladir
 
 
  Bugün 30 ziyaretçikişi burdaydı! nice insanlar gördüm üzerinde elbisesi yok. nice elbiseler gördüm içinde insan yok..  
 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol